Scroll to top
© 2019, b.i.r Agency | Brand in Royalty
Share
en tr

Sinema Filmi Yapımında; Film Finansmanı, Sponsorluk ve Marka Yerleştirme, Bölüm 1

Bu yazımızda dünyada filmler nasıl yapılıyor, dünyada ki en büyük firmalar ya da büyük bütçeli bağımsız filmler nasıl yapılıyor, filmlerin finansmanı nasıl oluşuyor ve yatırımlarını nasıl gerçekleştiriyorlar gibi birçok sorunun cevapları hakkında bilgiler yer alacak. O sebeple bu işleri merak eden ya da bu işleri yapan okurlarımızın yazımızı dikkatle okumasını tavsiye ediyoruz. Ayrıca şunu da belirtmek isteriz, bu yazımız birçok soruya cevap olacaktır ancak bilinmelidir ki bu cevaplar ciddi ve büyük bir araştırmanın ve deneyimlerimizin en özet halidir. Bu nedenle yazımızın uzun olması sebebiyle bölümler halinde yayınlayacağız. 

Sırasıyla Film Finansmanının Bölümlerini Bir Özet Olarak Açıklamak Gerekirse: 

  1. Araştırma Geliştirme Dönemi Finansmanı
  2. Hikaye ve Senaryo Yazım Dönemi Finansmanı
  3. Sunum, Konsept Art, Storyboard, Yapım Araştırma Geliştirme Finansmanı
  4. Ön Yapım hazırlıklar hukuksal sözleşmeler hazırlanması dönemi finansmanı
  5. Çekim öncesi hazırlıklar finansmanı (Çekim tarihinin kesinleşmesi ile birlikte)
  6. Yapım ve yapım sonrası finansmanı 
  7. Filmin iletişim, reklam ve dağıtım finansmanı 

Şeklinde sıralayabiliriz. 

Yazımızda yukarıdaki sıraya tamamen bağlı kalmadan ve devletlerin fonları dışında kalan, yapım finansmanı konularını, piyasa şartlarında gerçekleşen sıraya göre anlatacağız. Bu şekilde anlatmamız hem piyasa şartları konusunda bilgilenmenizi hem de işleyişin nasıl olduğunu tam olarak kavramınızı sağlayacaktır. Doğal olarak sizlerin konuyu daha iyi anlaması için stüdyo yapımcılarının büyük bütçeli bir filmin finansmanını nasıl sağladıklarını anlatmak sanıyoruz çok daha açıklayıcı olacaktır. Biliyoruz ki en büyük bütçeli filmler, en sorunlu ve zor şartlar altında yapılan filmlerdir. 

Marka olmuş tröst yapımcılarla bağımsız sinemacılar arasında çok ciddi farklar vardır. Warner Bros, Walt Disney, Paramount, UIP (united international pictures) vb. yapımcılara tröst yapımcı ya da Amerikan Film Terimleri Sözlüğünde geçen hali ile “Studio” diyebiliriz. Bu firmalara Stüdyo yapımcılar denir. Stüdyo yapımcısının manası ise tüm ekipmanların, stüdyoların kendilerine ait olması ve çalıştırdıkları tüm ekiplerden telif haklarının tamamını alabilme finansman gücüne sahip olmalarıdır. Ayrıca mecbur kalıp kendi ekipman veya mekanları dışında bir plato kullandıklarında bu firmalar platolarını farklı mekanlarda yapıp, kullanıp, yok etme veya taşıma gücüne sahip yapımcılardır. Bu özelliklerinin yanı sıra stüdyo yapımcıları genelde şirketlerini üç ana bölümden oluştururlar, Yapım-Lisans/Telif-Dağıtım. Filmlerinin telifleri tamamen kendilerine aittir, yapımları tamamen kendi bünyelerinde gerçekleştirir ve filmlerinin dağıtımını da kendileri gerçekleştirir. Yapının bu kadar büyük olması sizi aldatmasın, aslına bakılırsa yapının büyük olması stüdyo yapımcılarına film yapımı konusunda büyük fırsatlar sunar. O sebeple kolayca tekelleşebilirler. Devletler her ne kadar engel kanunlar çıkarsa da çok başarılı oldukları söylenemez. Bu oluşturdukları fırsatlar sayesinde öz sermayesinden nerede ise hiç harcama yapmadan çok büyük yapımları gerçekleştirme şansları oluşur. Öz sermayesinden yatırım yaparak yaptığı filmler yaptığı tüm filmler arasında %20 ölçeğini çoğu zaman aşmaz.

Peki filmleri öz sermayelerine veya kârlarına ihtiyaç duymadan nasıl yapıyorlar? İlk olarak fikre çok fazla değer veriyorlar. Filme çekmek istedikleri fikri çok ciddi ve her açıdan değerlendiriyorlar. Evrensel hikayesi olmayan ve hedefi olmayan bir projeye asla girmezler. Proje hedefleri genelde kültürel, toplumsal, siyasal, güncel, tarihsel, gelecek öngörüsü, teknolojik mesaj, sanatsal vb. açılardan tek tek ele alınıyor. Hem kâr etmesi, hem de topluma vermesi gereken mesajlar açısından ciddi manada elekten geçirilir. Asla filmin finansman kısmı göz önüne alınmaz. Bu aşamalardan sonra bütçeye bakılır. Önce filmi yapmak ya da yapmak istemediklerine karar verirler. Bu karar verildikten sonra finans açısından değerlendirmeye alınır. Çünkü stüdyo yapımcıların finansman için başta da dediğimiz gibi çok fazla alternatifi vardır. Biz burada genel olarak film yapımının genel manada nasıl gerçekleştiğine odak olacağız. Yoksa bu büyük şirketlerin bazen çok farklı iş birliktelikleri ile film yaptıklarını çok iyi biliyoruz. İlk olarak hikaye ve senaryo yapıma uygun görüldüyse film yapımına başlanmış olur. Sonrasında senaryo ismine kesin ve değişmez olarak karar verilir. Bu isim üzerine hemen ajanslarla çalışılmaya başlanır ve filmin isminin logosu meydana çıkarılır. Bu logo hayatidir. Süpermen ya da Batman gibi filmlerin logolarını aklınıza getirin. Hepsi birer marka gibidir. Bu logo tasarım süreci çok önemlidir. Çünkü filmin finansmanı bu logo sayesinde başlamış olur. Film adının ya da kahramanının logosu ile beraber lisanslama süreci başlayacağı için hayati bir önem verilir. Filmin çoğu zaman oyuncularından önce logosu piyasaya sunulur. Bu sayede lisans ve ortaklık anlaşmaları için görüşmelere başlanabilir. Tabii filmin çekim ve yayın tarihini stüdyo yapımcılar taahhüt edebilme kabiliyetlerinden dolayı, kimse çekilecek filmin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini sorgulamaz. Bu sayede en az iki sene önce film lisans hakları üzerinden finansman sağlanmaya başlar. Lisans hakları ile alakalı anlaşmaları, pazarlamayı da yine profesyonel bir ajans yapar. Tabii bu ajansın filmin yayınlanacağı tüm ülkelerde şubeleri yok ise her bölgede farklı ajanslarla iş ortaklıkları geliştirilebilir. Bazı stüdyo yapımcıları çok enderde olsa sadece lisans pazarlaması için önem verdikleri her ülkeye operasyonlarını gerçekleştirmesi için kendi isimleri ile şirketler kurabiliyorlar. Burada unutulmaması gereken husus filmin lisans haklarının pazarlanmaya sadece logo üzerinden başlanmasıdır. Hemen hemen tüm markalar ya da hızlıca ürünlerini satmak isteyen yeni marka ve ürün üreten firmalar bu lisans anlaşmaları için adeta yarışır. Çünkü ürünleri için filme dair aldıkları lisans sayesinde sadece o ürüne özel, belli sürede ve adette lisans hakkını alandan başka kimsenin yapamayacağı bir hakka kavuşurlar. Bu sayede filmin logosu ile birlikte filmin sinema salonlarına çıkışı ile birçok lisanlı ürün piyasaya çıkmış olur. Çok büyük bir ekonomi oluşmaya başlar. Okul çantasından, çarşafa, montlardan içeceklere birçok ürünü bu sebeple filmle beraber görmeye başlarız. Bazen filmlerin lisans satış haklarından kazandığı ücretler filmin yapım finansmanının büyük bir kısmı için yeterli olabilir. Hatta tamamen finansman sorunun ortadan kalktığı filmler bile mevcut. Ayrıca lisans satışı işi filmin yayından sonra da devam edebilen bir süreçtir. Filmde ki bir karakter oyuncak olabilir. Hatta filmin unutulmaz bir karesi çerçeveleri süsleyebilir. O sebeple filmin lisanslama süreçleri tamamen konuya hakim ajanslar tarafından yönetilmek zorundadır. Senaryonun ortaya çıkması ve son halinin onaylanması ile lisans konusu senaryo üzerine de yoğunlaşır. Senaryo ile birlikte çekim öncesi lisans konusu olabilecek ve finansmana katkı sağlayacak her şey tek tek ele alınır. Oyuncular, mekanlar, çekilecek fotolar, kamera arkası, hediyelik eşyalar oluşabilecek her türlü lisans ele alınır. Bu konuda muhakkak “Harry Porter”, “Yüzüklerin Efendisi”, “Star Wars” gibi filmleri düşünün derim. Çekim mekanlarından, kıyafetlere, sihir asalarından, t-shirte, tematik parklardan kalemliğe kadar ne kadar çok lisanslı ürün geliştirilmiş inanın havsalamız almaz. Milyarlarca dolarlık ekonominin oluşmasına sebep işler olduğu aşikar. İşin kötü tarafı ise maalesef Amerika ve İngiltere dışında birçok ülke bu konuya hiç hakim değil ve daha da kötüsü lisans konusunu bu ülkeler dışında ciddiyetle ele alan yapımcılar nerede ise yok denecek kadar az. Ama şu bir gerçek lisans konusu film finansmanında en önemli noktalardan biridir.

H.A

 

 

 

İlgili Yazılar