Scroll to top
© 2019, b.i.r Agency | Brand in Royalty
Share
en tr

Sinema Filmi Yapımında; Film Finansmanı, Sponsorluk ve Marka Yerleştirme, Bölüm 5

Film Yapımında; Film Finansmanı, Sponsorluk ve Marka Yerleştirme başlıklı konumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu blog yazımızla yeni karşılaşan okurlarımız için dünyada filmler nasıl yapılıyor, dünyada ki en büyük firmalar ya da büyük bütçeli bağımsız filmler nasıl yapılıyor, filmlerin finansmanı nasıl oluşuyor ve yatırımlarını nasıl gerçekleştiriyorlar gibi birçok sorunun cevapları hakkında bilgiler paylaştığımızı belirtmek isteriz. Ve bu blog yazımızı okumadan önce Film Yapımında; Film Finansmanı, Sponsorluk ve Marka Yerleştirme, Bölüm 1, Bölüm 2, Bölüm 3 ve Bölüm 4 başlıklı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz. Ayrıca bu blog yazısı serimiz bu konularla ilgili olan herkes için birçok soruya cevap olacaktır ancak bilinmelidir ki bu cevaplar ciddi ve büyük bir araştırmanın ve deneyimlerimizin en özet halidir.

Evet, şimdi gelelim bir film dünyada marka yerleştirme işlerinden ne kadar finansman sağlar. Filmin bütçesi, oyuncuları, senaryo gücü, yayın tarihi, mecrası vb, birçok soruya verilen cevaplardan sonra marka yerleştirme fırsatının şekline bakılarak çıkarılan değer sonucunda finansmanın ne kadar olabileceğini görebilirsiniz. Şu an dünya da bu işi doğru yapan filmler minimumda film bütçesinin yarısının finansmanını marka yerleştirmeden sağlıyor. Hatta iyi planlanmış birçok iş, marka yerleştirme ücretleri ile neredeyse tüm filmi finanse edip üzerine kara geçiyor. Mesela 2000 yıllarından sonra yapılan hemen hemen tüm James Bond filmleri bütçesinin tamamından fazlasını bu tip birliktelikler sayesinde kazandı. Bazı filmler var ki kendi markalarını ve ürünleri dahi yaratabiliyor. Bond çakmağından, Star Wars ışın kılıcına binlerce ürün ve marka sayabiliriz. Herkes zannedebilir ki her ürüne marka yerleştirme yapılamaz. Bunun tam tersine yine binlerce örnek verebiliriz. Sanayi makinelerinden tutunda, lavobo açacağına, lojistik hizmetlerinden, tarihi bir kostüme kadar birçok ürüne ve hizmete marka yerleştirme yapılabilir. Dünya markası olmak için hareket eden markaların çoğunlukla kullandığı bu alan tüm ürünler ve hizmetler için geçerli bir akçedir. İçerik üreticilerinin en büyük hayali doğal olarak evrensel olmak olduğu için markalarla bu iş birliktelikleri topluma da çokça fayda sağlar. Hayatın doğal akışı içinde marka yerleştirme işi insanlığında gelişmesine hizmet etmiş olmalıdır. Tüm bunları bir arada düşündüğümüzde finansman açısından ciddi bütçelerin oluşması kaçınılmazdır diyebiliriz. Burada yapılması gereken bu oluşan bütçelerin doğru şekilde harcanarak seyircinin izleme zevkine ve gelişimine en büyük katkıyı sağlamak ana hedef olmalıdır.  İşte marka yerleştirme bu şekilde düşünülür üzerinde doğru çalışılırsa filmlerin finansmanında ana kaynak olması da muhtemeldir.

Yazımızın başında Stüdyo Yapımcılardan bahsetmiştik. Şimdi oraya geri dönelim. Lisanslama, sinema filmi sponsorluk, marka yerleştirme konularının finansman gücünden bahsettik. Yazımızın sonuna gelirken en kötü ihtimalle bir bağımsız yapımcı, doğru bir proje tasarladığında ve doğru bir ajansla çalıştığında, lisans, sponsorluk ve marka yerleştirme sayesinde tüm filmin finansmanını sağlayabileceğini sanırım anlatmış olduk. Tabii bunlara ek olarak, stüdyo yapımcılarının çokça kullandığı yöntem olan yatırımcı ortaklık, devlet teşvikleri ve fonlar konularına pek girmiyoruz. Dünyada Amerika, İngiltere, Fransa, İspanya gibi ülkelerde neredeyse film yapımcısının cebinden bir kuruş çıkmadan filmler gerçekleştirilebiliyor. Bu yöntemler sayesinde o ülkelerde ki yapımcıların rekabet gücü çok fazla artıyor. Yapımcının genelde fikri bulma geliştirme süreçlerine para harcaması yeterli oluyor. Sonrasında yatırımcılar, fonlar, teşvikler, sponsorluk, lisans ve marka yerleştirme derken gerekli sinema filmi finansmanının çok daha ötesinde bütçeler toplanabiliyor. Fikre bu kadar değer verilmesinin en büyük sebebi ise sübjektif değer ekonomisini çok iyi bilmelerinden kaynaklanıyor. Unutmayın bugün para dediğimiz kağıtta zamanında sadece bir fikirden ibaretti. 

Yazı dizimizin sonunda sizinle örnek bir iş modeli paylaşacağımızı söylemiştik. Eğer bir film yapmak istiyorsanız ilk olarak başlangıç sermayenizin filmin tüm bütçesinin en az %10’u olması gerektiğini bilmeniz gerekir. 10 milyon TL bütçeniz var ise 1 milyon TL bu başlangıç süreçlerini gerçekleştirmek için elinizde bulundurmalısınız. Eğer Türkiye’de iseniz bu rakam daha da artacaktır. Maalesef bizim ülkemizde hala marka bilinci bu seviyede değil. Belki bu yazımızdan sonra bir şeyler değişir ve markalarımız bu işlere daha profesyonel bakar☺ Ama gerçekçi olmak ve tecrübelerimize dayanarak Türkiye’de en az %30-40 bütçenizin olması gerektiğini söyleyebiliriz. Sonrasında bu işleri yönetecek profesyonel bir ajansla çalışın. Filminize ne kadar finansman sağlayabileceğinizi o noktada en doğru şekilde görebilirsiniz. Burada anlatmadığımız daha çok fazla yöntem konusu. Ön satıştan, yatırımcı ortaklıklara, ürün üretmekten dağıtımcı anlaşmalarına, devlet desteklerinden, fonlara varana kadar birçok yöntem. Ana hedefiniz film yaparken özgür olmak ise markalarla çalışmak daima en doğrusudur. O sebeple biz burada yapımcı, marka ve izleyici konusunda özgürlüğü hedef edecek şekilde bir model anlattık. Eğer %30-40 bandında öz sermayeniz var ise filminizin lisans, sponsorluk ve marka yerleştirme yöntemleri ile yapılıp yapılamayacağı ajansınız tarafından tespit edilebilir. Bu süreçleri hem markalar hem film yapımcıları asla ajans olmadan yönetmemelidir. Bu konuda da maalesef büyük hatalar yapılmakta. Eğer kendiniz yönetmeye kalkarsanız oluşan zararları ortadan kaldırma şansınız asla olmayabilir. Marka Yerleştirme burada finans açısından en önemli kalemdir. Çünkü senaryonun doğal akışında bulunan bir marka seyirciler açısından ölümsüzleşme şansına daima sahiptir. Şimdi elimizde %40 bütçemizin ve çok güçlü bir senaryonun var olduğunu düşünürsek sonrasında filmimizin lisans, sponsorluk, marka yerleştirme açılarından ne kadar güçlü ve değerli olduğunu tespit edebilecek duruma gelmiş olabileceğimizi unutmayalım. Türkiye’de markalar ekonominin durumundan ötürü ayaklarını daha kontrollü basarlar. Türkiye’de bir fikre hemen katılmak markalar için çok zordur. Biz her ne kadar markaların çok kazandığını düşünsek de ajans olarak şunu çok iyi biliyoruz, Türkiye’de birçok büyük marka çok büyük zorluklarla var oluyor. O sebeple iyi bir fikriniz yoksa iş modelinizin gerçekleşmesi çok zordur. Filminizin gücü lisan konusundan, sponsorluğa, marka yerleştirmeye varana değin tüm kapıları açacaktır. Bu gücüde ancak profesyonellerle kazanırsınız. Markalar açısından bakarsak güçlü işlerle paydaş olmak için yine tüm içeriklerden haberdar olan ve doğru bütçelemeyi yapabilecek bir ajansla çalışmak en verimli sonuçların elde edilmesini imkanlı hale getirecektir.

Yazımız hakkında yorumlarınız ve sorularınız olursa lütfen iletin. Daha geniş danışmanlık almak için muhakkak ajansımıza başvurun. Herkese bol bol muhteşem işlerle paydaş olma fırsatları diliyoruz.  Sevgiler,

H.A        

İlgili Yazılar